Tam Rekabet Ve Piyasa Basarisizliklari

0
90

Herkese iyi yillar diyerek baslamak istiyorum. Insallah bu yil hersey gönlünüzce olur…

Bu yazida refahin en optimal düzeyde tutuldugu varsayilan ama teorik olmaktan öte gidemeyen tam rekabet piyasasi ve “Kamusal hizmet çerçevesinde ev temizligi” adli yazimda bahsettigim piyasa basarisizliklarindan biri olan dissallik kavramini açarak devam etmek istiyorum. Sanirim bu yazidan sonra artik yavas yavas zetthdark adli üyemizin “Hep mi ezilen kadin hep mi suçlu erkek?” adli yazisi altinda savundugum görüslerin temelini ufak ufak anlatabilecegim zira önceki yazilarimi da okumus olanlar için fikirlerimin kökeninin hangi düsünce kaliplarindan olustugunu az çok anlatabilmis olacagimi düsünüyorum.

Tam rekabet piyasasi, çok sayida alici ve çok sayida saticinin bulundugu bir piyasa çesitidir. Buradaki çok kelimesini “500, 700, 1000…” gibi sayilarla degistirmek mümkün degildir zira buradaki çok kelimesi, sadece fiyata etki edemeyecek kadar çok anlamina gelmektedir. Yani bir firma fiyati belirleyecek güçte degildir dolayisiyla piyasada kendiliginden olusan fiyati kabul etmek zorunda ve bu fiyattan diledigi kadar satis yapabilmektedir. O halde fiyatin asiri pahali ya da ucuz olmasi gibi bir durum söz konusu degildir. Zaten bir firmanin da piyasayi kontrol etme gücünün, marjinal maliyetin üzerinde fiyat belirleme gücü oldugunu düsünürsek, tam rekabet piyasasinda böyle bir durum söz konusu degildir zira böyle bir fiyatlandirmaya gittigi anda firma, bütün müsterilerini kaybeder çünkü ürettigi malin aynisi (teorik anlamda tamamen aynisi) baska firmalar tarafindan üretilmekte ve tüketici ayni mali baska firmadan daha ucuza alabilmektedir.

Bu piyasa türünün gerçek yasamda bir örnegi yoktur. En yakin örneklerinin ise Kaliforniya bugday piyasasi ile bazi döviz piyasalari oldugu bazi iktisatçilarca kabul edilmistir. Çok sayida ve pratikte uygulanmasi imkansiza yakin olan varsayimlari sebebiyle tam rekabet piyasasi için böyle bir durum söz konusudur. Tam rekabet piyasasinin neden önemli olduguna gelince bunu söyle klasik ama etkili bir örnekle açiklayabiliriz. Bir koyun hayal edelim, bu koyun kendisinden 100m uzakliktaki bir meraya giderek otlari yemek istesin ama bir kurala uymak suretiyle. Kural su, hergün gitmesi gereken yolun sadece yarisini giderek. O halde koyun ilk gün 50m, ikinci gün 25m, üçüncü gün 12,5m ve böyle böyle hedefine gidecektir. Görüldügü üzre koyun bu kurala uyarak asla otlarla arasindaki mesafeyi sifirlayamayacak daha dogrusu otlarin üzerine çikamayacaktir. Otu yemesi için, otlarin üzerine çikmasi gerekmedigine göre basini uzatip yiyebilecegi bir mesafeye yaklasmasi koyun için yeterlidir. Iste tam rekabet piyasasi da böyledir. Asla ulasilamayacak ütopik bir model olmasina ragmen, bir piyasanin optimum noktasini gösteren bir yol gösterici gibidir. Gerçek hayatta da otlarin üzerine çikmamiz gerekmedigine göre refahi maksimize etmek için belki de tam rekabet piyasasi durumuna yaklasmak mantikli görülebilir.

Piyasa basarisizligi kavrami ise, çesitli sebeplerle bu denge noktasindan uzaklasarak refahin azalmasi anlamina gelir. Baslica piyasa basarisizliklari monopol durumu, dissalliklar, kamusal mallarin varligi, dogal tekellerin varligi olarak siralanabilir. Bunlardan en fazla üzerinde durmak istedigim konu ise kamusal mallar ve dissalliklardir. Kamusal mallar, önceki yazimda da belirttigi gibi, finansmanina katilmamis olsa bile kimsenin dislanamayacagi, faydasindan mahrum edilemeyecegi ve tüketiminde rekabet olmayan mallar veya hizmetlerdir. Buna bir önceki yazimda ev temizligini örnek vermistim o örnek üzerinden dissallik kavramini da anlatmak istiyorum. Dissallik kavrami, bir malin veya hizmetin tüketilmesi sonucu sadece bu mal veya hizmeti tüketene degil ayni zamanda toplumun tümüne de iyi ya da kötü olarak etki etmesidir. Örnegin, maddi durumu müsait olmayan birinin okumamasi, egitim hizmetinin yeterli derecede tüketilememesi dolayisiyla hem toplumun hem de kisinin refah düzeyinin azalmasina sebep olur. Zira, bu kisi okumadigi için isssiz kalmis, isssiz oldugu içinde kanun disi yollardan hayatini sürdürmeyi uygun görerek toplumun da huzurunu bozan bir insan haline gelebilir. O halde ögrenci burslarinin bir dissallik yaratarak tüm toplumu etkiledigini söyleyebiliriz. Ev temizligi örnegine dönersek, önceki yazimizda karsilastirmali üstünlüklerin anlamsiz hale gelmesiyle kadinin bedavacilik sorunu nedeniyle ev islerini tek basina finanse etmekten vaz geçtigini dolayisiyla sosyal rollerde iktisadi kurallara bagli olarak bir degisim oldugundan bahsetmistik. Simdi de o örnegi genisletirsek, evde özellikle evcil hayvanlari ve çocuklari olan bir evde, bedavacilik sorunu nedeniyle hem kadin hem de erkek (çocuklarin temizlik yapamayacaklari varsayilmistir.) ev islerini yapmazlarsa (bedeni kuvvetleri ile finanse etmezlerse) ev halki için elzem olan bir kamusal mal üretilemeyecek, belki bu daginiklik hastaliklara sebebiyet verecek tüm evi hatta belki bütün bir apartmani rahatsiz ederek dissalliklar yoluyla refahin azalmasina sebebiyet verecektir. O geleneksel sosyal roller degiserek “hayat müsterektir” gibi bir slogan iktisadi bir kural olarak evliliklerin temel mottosu haline gelmeye baslamistir zira, geleneksel toplumdaki piyasa dengesi artik kaynak dagilimini tam olarak saglayamaz hale gelmis ve yeni bir denge noktasi gerekmistir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here