Türkiye Barlarinda Rock Müzik Piyasasi…

5
108

Beste Yapiyorsunuz. Bir rock grubunuz var. Fena da çalmiyorsunuz. Yeterince prova da yaptiniz ve artik çalmaya hazirsiniz. Hadi o zaman ! Hemen kendinize bir bar bulup çalmak istediginizi söyleyin. Aci gerçeklerle karsilasmaya hazirlikli olsaniz iyi olur : Alacaginiz cevap "Aaa cover ( baskasina ait bir besteyi ) çalmiyormusunuz ? Kusura bakmayin, bizim cover çalacak bir gruba ihtiyacimiz var" olacaktir. Bestelerinizin çok iyi olmasinin, çevrenizdeki insanlar tarafindan begeniliyor olmasinin herhangi bir önemi yoktur buralarda. Sizden istenen sey bar müsterisine bol bol içki tükettirmektir sadece…

Türkiyede özgün müzik ( ki burda "özgün müzigi" bildigimiz anlamdaki müzik tarzi olarak degil, "kendine ait" anlamina kullandigimizi belirtelim) yapan birçok grubun gerçeklerle ilk karsilasmalari çogu zaman yukaridaki gibi olmaktadir. Kendinize ait duygu ve düsüncelerinizi ifade etme isteginiz, isletmeciyi çok fazla ilgilendirmemektedir, zira ona göre bar müsterisinin de aradigi sey o degildir. Kendisine Türkiyede, neden Avrupa veya Amerikadaki gibi "kaliteli ve degisik" yapimlar olmuyor diye soranlar, öncelikle canli müzik yapilan bir bara gittiklerinde ne duymak istediklerini bir düsünsünler. Sonra bir de yurt disindaki benzer barlarda neler çalindigini bir tahmin etmeye çalissinlar. Aradiklari cevabi buradan yola çikarak bulabilirler…

Avrupali isletmeci için, canli rock müzigi sunmanin kendine göre bir isletme mantigi vardir. Orada çalinan müzik, sadece orada dinlenebilir. Bu da o mekani özel yapar. Ama bizim ülkemizde ( herseyde oldugu gibi ), "halk bunu istiyor" diyen isletmeciler ( ki televizyoncular, kasetçiler, gazeteciler vs. de ayni mantiga sahiptirler ) para getiren formülü hiç sorgulamazlar. Bunun neticesinde birbirinin ayni mekanlar ve eglenceler birbiriyle rekabet edip, pastadan pay çikarmak için ugrasir dururlar. Alt tarafi biraz müzik dinleyip eglenmek isteyen insanlar bu tekdüzeligin farkinda bile degillerdir çogu zaman. Bilirsiniz bizde yeni bir kola markasi çiktiginda, onun iyi olup olmadiginin ölçütü, Coca Colaya ne kadar benzedigidir. Kendine özgü bir tadi olmasi çogu zaman kötü oldugu anlamina bile gelir. Zira elimizde, tutulan ve sevilen bir referans vardir.

Bir ülkenin kendi imkanlariyla uluslararasi basarili eserler ortaya çikarabilmesi, ülke psikolojisi için çok önemlidir. Sizi bilmiyorum ama sahsen ben, her alanda "Adamlar yapmis yahu" demekten biktim artik. Sorgulayan, deneyen, yeni seyler arayan bir toplum için bu lafin asli astari yoktur. 1980lerden bu yana bizim, ülke olarak artik bu yönde bir çabamizin olmamasi, sanattaki bu kalabalik ama renksiz tabloyu ortaya çikarmistir. Sunulanlarin miktari artmistir, ancak bunlarin nitelikleri oldukça zayiflamistir. Takdir edilen tek yaraticilik, tüketim konusundaki yaraticiliktir. Birseyler üretmeye çabalayan her grup, bohem yasayan sokak müzisyenleri seviyesinde baslamaya mahkum edilmistir.

Cover çalan gruplar ise direkt olarak o besteleri çalan gruplarla karsilastirilir ve onlara ne kadar çok benzerlerse o kadar basarili bulunur. Bunun neticesinde gruplar, biraz daha yaratici olmak yerine, teknik olarak daha iyi olmaya ve besteleri daha iyi icra etmektan baska bir kaygi tasimazlar. Buyrun size kisir döngü : isletmeci para ister, grup bunun baskisina boyun egip cover çalar, müsteri de birbirinin ayni eglenceler arasindan, kendine göre bir seçim yapar ve çark bir sekilde isler. Herkesin kendince karli çiktigi bu döngüden tek zarar eden, yaraticilik ve özgünlüktür. O olmadan da, daha yillarca aradan bir, Mor ve Ötesi veya Bulutsuzluk Özlemi çikar mi diye bekler dururuz… Gerçi birçok grup, kendilerince uyanik bir strateji gelistirip, "köprüyü geçene kadar.." der ve bir gün kendi bestelerini çalacaklari günün hayalini kurarlar. Buradaki genel sorun, grup para kazanip hergün taviz vermeye hazir oldukça o köprünün hergün biraz daha uzamasidir. Araya sikistirdiklari kendi çalismalari da çok ses getirmez haliyle. Yillar sonra bunun maalesef çok da akillica bir taktik olmadigi ortaya çikar.

Peki tablo gerçekten bu kadar karamsar olmamizi gerektirecek kadar kötü mü ? Adam gibi, yeni ama buram buram politika kokmayan, özgün çalismalar dinlemeyi aklimzidan çikaralim mi ? Sükürler olsun ki hayir. Bugün bile kendince özgün çalismalar ile cover arasinda orta bir yol tutturan mekanlar mevcuttur.

Hatta "DESIBELL" adindaki ufak bir bar, P.tesi, Sali ve Persembe günlerini, tamamen özgün çalismalari olan gruplara ayirmaktadir. Bu gibi mekanlara yapilacak ziyaretler hem isletmecileri cesaretlendirecek hem de bütün olmusuzluklara ragmen, özgün kalmaya çalisan gruplari tesvik edecektir.

Netice olarak degisiklik istiyorsak, bunu gerçekten talep etmemiz lazim. Yoksa böyle mutluyuz diyorsak, birakalim ve bize ne sunulursa onu tüketmeye devam edelim.

Desibell ( Mis sokak / Taksim )

CUMA AKSAMLARI 22:00de itibaren VIOLET !

5 YORUMLAR

  1. Güzel yazi ellerine saglik. Bir sorum olacak. Peki barlara gelen insanlar hiç bilmedigi besteleri dinlemek zorundalar mi? Yani eglenmeye gelen insanlar cover isterler. Bildik sarkilari duymak isterler. Soruma ne yanit vereceksiniz çok merak ediyorum. Tesekkürler.

  2. Clubber, konu tabi ki uzun uzun tartisilabilir… Ama kisaca Cuma, C.tesi cover dinlemeye çikan insanlarin, imkanlari ölçüsünde belki bir P.tesi veya Sali is çikisinda farkli deneyimler elde etmek üzere böyle yerlere de ugramalari gerektigini düsünüyorum. Yani çagrim birinin yerine digerini koymak degil. Ama kendini müzikli eglencenin tek bir çesidine mahkum edip sonra, “hepsi ayni” diye bundan artik bikan arkadaslarim var. Tabi burada “eglence” derken güdülen gerçek amacin ne oldugunu da irdelemek gerekir öyle degilmi ?!

  3. Hayirli olsun Mesut big wolf, Allah uzun bir yazarlik ömrü nasip eylesin! (“Aaaamiiiiin!”)
    Uzun lafin kisasi (ki böyle dediyse laf uziycak demektir…), .. eeefendim.. ne diyordum??!
    Ha..! ..eveet.
    Simdi.. eee..
    Barlarda yillardir müzigimi(-zi) yapmaya çalisiyorum, piyasada gezinip sirketlere veya sirket sahiplerinin dükkana baksin diye biraktiklari ogullarina vs. de demo memo birakip dinletmeye çalistim, ve gördüm ki pek bi müzikten anlayan yoktu o islerin basinda..; kara para aklamak için kurulmus görünümdeydi plak sirketleri, iyi müzik yapan birilerine, sirf mini etekli vokalistleri var diye alelade bir pianist santörü tercih ediyorlardi..
    Barlarda gördüklerim de grotesk postmodern siyah beyaz rus filmlerini aratmiyordu: eski devrimciler para kazanmak için bar açmaya baslamislardi..
    Sonra türkü barlar sira sira dizildi..
    Neticede, eskiden (20 yil kadar evvel) “kimseyi taklit edemem, kusura bakmayin, ödün veremem, neysem Oyum!” anlaminda sahsen “ticari kaygim yok” diyordum/diyorduk, bu bi yayildi ki, vaay sen misin bunu diyen (!), basladilar sirf bu laf tutuyor diye, en böyle dansözlü klipli saklabanlar, kadin programlarindaki playbacklerine baslarken “vollayi, inanin kine, hiç bir ticogriy goygimiz yohtir” demeye…
    Simdi artik barlarin bazilarinin da isletmelerini is tutana kadar geçici olarak bazi müzisyen arkadaslara teslim etmeleri sonucunda orda burda beste duyabilmeyi de buna benzetiyorum..
    Hadi bakalim diyorum..
    Mücadele ve çaba olmayan yerde, tozlu aynalardan dünyada mevcut olanin ayninin tipkisinin benzerlerinin taklitlerinin 5inci onuncu el ucuz taklitlerini dinlemek zorunda kalacaktir yüce ulusum..
    Neyse, yorum yazayim derken makinayi isitmayayim.
    Hos kalin, bes kalin, yüce kalin.
    23 Nisan mübarektir zaten.

  4. evet yazi güzel ama bir konuda ayri düstük.

    yazinin ilk bölümünde

    "Bestelerinizin çok iyi olmasinin, çevrenizdeki insanlar tarafindan begeniliyor olmasinin herhangi bir önemi yoktur buralarda. Sizden istenen sey bar müsterisine bol bol içki tükettirmektir sadece."

    yani burda yanlis biseyler oldugunu seziyorum…

    bence rock bar isletiyorum ve bu tür bi düsünceye asla kapilmadim.

    gerekirse fiyatlari alta çektim insanlar müzik dinlesin ve çalan gruba destekte bulunsun diye.

    kim ne kadar içmis kim ne yapmis umrumda olmadi,çünki benim amacim orda rock müzik ugruna biseyler yapabilmek.

    insanlara kaliteli müzik dinletebilmek.rock müzigin sadece bir müzik tarzi deilde bir yasam tarzi oldugunu gösterebilmek için ugrasiyorum.

    ve bunu burda bu sitedeki bazi büyüklerimde biliyor.

     

    • Iyi ama herkes seninle ayni fikirde olmak zorunda degil. Kaldi ki bu dünyada, gemisini kurtaran kaptan. Senin gibi idealistler oldugu kadar; okulda okuyan çocuklarini, kendi yasam standardini, çevresini, ailesini düsünenler de olacaktir. Onlar da gayet rahat bir biçimde parayi düsündüklerini dile getireceklerdir.

      Sen her ne kadar idealistsen, onlar da bir o kadar realist. Tüm hayat da bunun üzerine kurulu degil mi zaten? 

krasnimeanzred için bir cevap yazın İptal

Please enter your comment!
Please enter your name here