Türkiyede Sanatçi Olmak…

6
43

Türkiyem, benim güzel ülkem. Insaniyla, kültürüyle, aydiniyla, köylüsüyle asirlardir birlik ve bütünlük içinde her seye ragmen yasatilan ve insallah yasatilacak olan biricik vatanim benim.

Bu vatanda kurdugumuz devletleri düsünüyorum. Yabanci ülkelerden sanatçi ve bilim adamlarini getirip, yayildigi tüm cografyaya kültürümüzün izlerini birakmis atalarimi rahmetle aniyorum. Müslüman olmakla birlikte, tüm diger din mensuplarina ve hatta herhangi bir dini kabul etmeyenlere de yasam hakki tanimis, onlari sömürmemis olan güzel ecdat. Sizi hasretle aniyorum.

Vefaya dayali bir giristen sonra asil konuya gelmek istiyorum. Ülkemin gariplikleri saymakla bitmez amma velakin bugün sadece bir tek sanatçi açisindan degerlendirmek istiyorum. Söyle ki;

Geçenlerde samimi bir Müslüman olarak tanidigim ve piyasada Kaan Sertel olarak çalisan fotograf sanatçisi olan arkadasimla sohbet ediyorduk. Kaan, 5 vakit namaz kilan ve düzenli bir aile yapisina sahip bir arkadas. Çok tatli 3 ve 6 yaslarinda iki kiz çocugu babasi. Farkli ajanslarla irtibati olan ancak serbest çalisan bir fotografçi. Fotografçiligin her kademesinde (nü fotograçilik da dahil) basarili projelere imza atmis basarili bir isim.

Kendisini size kisaca sunduktan sonra sohbetimizi derinlestiren asil meseleye girecek olursam, sohbetimizin bir yerinde “Neden gerçek ismini kullanmiyorsun?” diye sorma ihtiyaci duydum. Aldigim cevaplar bir sanatçinin serzenisleriydi.

Öncelikli olarak fotografçilik sanatini seçmesinin kendisi için yüce bir amaci oldugunu anlatti. Kaan, ilk olarak makro çekimlerle bu ise bulasmis. Küçük bitkileri, böcekleri çekerek onlarda essiz sanatlari insanlarin nazarlarina sunmak amaciyla amatör olarak fotograflar çekmeye baslamis.  Ardindan degisik manzara ve ibretlik olaylari yakalama derdine düsmüs. National Geographic tarafindan düzenlenen bir yarismada jüri ödülü aldiktan sonra bir haber ajansindan savas fotografçiligi teklifi almis. 1991 Körfez Savasinda yasanan insanlik dramlarini farkli karelerle tüm dünyaya sunmus.

Ardindan askerlik. Askerde iken egitimler sirasinda insan vücudunun aslinda tüm dünyadaki tüm diger canlilardan ve manzaralardan daha fazla sanati içerisinde barindirdigini fark etmis. Önce yüz, el gibi insanlara ait farkli görünümler üzerinde çalismis. Daha sonra bir ajansin teklifi üzerine gelirleri savas karsiti bir örgüte bagislanmak üzere hazirlanan bir katalogun nü çekimlerini yapma isini kabul etmis. Ve kiyamet alametleri bundan sonra kendini göstermeye baslamis.

“Küçücük ama harika yaratilmis bir böcegin makro çekimlerini hazirlarken ne hissediyorsam, çiplak bir insani fotograf karesine sigdirirken de ayni seyleri hissediyorum” diyen  Sertel, Türkiyede porno veya erotizm sektörü ile nü fotografçiligin ayni kefeye konulmasindan sikayetçi. Bunu ise insanimizin kültür eksikligine ve dinini bile yeterince okuyup arastirmadigina bagliyor. Ve halkimizin çok asiri derecede önyargi ve dedikodu hastaligindan sikayet ediyor. Ve bu yüzden farkli isimlerle sanatçilik kariyerine devam ettigini ekliyor.

Iste bir fotograf sanatçisinin görüsleri. Sizce hakli olan Kaan mi, yoksa toplum mu?
 
Renkli Dergi Notu: Fotograflar nü çekimleri ile ünlenmis Niko Guidoya aittir. Kendisi ile bir röportaj hakkimizi sakli tutuyoruz dergi olarak… Yakinda…

6 YORUMLAR

  1. Rica ederim hocam. Benim için cidden ayri bir zevk bu yaziya resim, fotogpraf vs ile bezemek =)

    Niko Guidonun bir röpoirtaj sözü var. Umarim uygun zamanini yakalayabilirm. Onu da ayrica paylasmak isterim… Tabi ki olursa…

  2. Rica ederim hocam. Benim için cidden ayri bir zevk bu yaziya resim, fotogpraf vs ile bezemek =)

    Niko Guidonun bir röpoirtaj sözü var. Umarim uygun zamanini yakalayabilirm. Onu da ayrica paylasmak isterim… Tabi ki olursa…

    Not: kouda bhaseilen fotografçiya ait bir örnek bulamadim. Ben de mütevazi sahibi bir nü fotografçisi olan (gerçekten öyle, sahsen tanistim) Niko Guidonun çalismalarina yer vermek durumunda kaldim.

  3. Kaani ajanslar tanir. Pek bilinmeyi de zaten istemiyor. Malum ülkemizde bu alanda toplumsal baski var. Aile düzenine öncelik verdigi için genelde ajans imzali oluyor çalismalari.

    Niko Guido ile yapacaginiz röportaji merakla bekleyecegim. Ayrica en çok merakim ise, Türkiyede nü ile pornonun ayni kefeye konduguna dair fikirle ilgili olarak Kaanla ayni görüsüyor paylasip paylasmadigidir. Kendisine ayriyeten sorabilirseniz minnettar olurum. =)

  4. "Küçücük ama harika yaratilmis bir böcegin makro çekimlerini hazirlarken ne hissediyorsam, çiplak bir insani fotograf karesine sigdirirken de ayni seyleri hissediyorum" diyen Sertel haklidir tabiki bence.

    ama takdir edersiniz ki musluman bir toplumuz ve toplumun her kesiminden sanatsal bir calismaya, sanatkarca yaklasip, yorum getirmelerini bekleyemeyiz.
    bu yorumlar, gorusler, kisilerin egitim ve kultur seviyeleri ile alakali bir durumdur ve toplum, sanata dair bu gibi yanlis dusunceleri egitim ve kultur seviyesi yukseldikce zamanla asicaktir diye dusunuyorum.

    sayin Sertelin fotograf icin soyledikleri, sporda, muzikte, edebiyat dalinda da gecerli olan fikirler, goruslerdir ayni zamanda.

    kendi ilgi alanim olan siiri soz konusu edersek, dini inanci "TAM" olan sairler taniyorum. bu sairler, siirlerini yazarken, sinir tanimazlar ve kullanilmasi gereken sozcuk ne ise, ki bu sozcuk nü bile olsa, bunu yazmaktan cekinmezler. siir de sinir yoktur. sair hangi nü sozcugu isterse alir onu misraya yerlestirir.

    asil mesele herhangi bir nü sozcugu alip siirin icine gelisiguzel koymak degil, o sozcugu siirde siritmadan kullanabilme sanatidir.

    bu fotografcilikta da boyledir.

    kaleme saglik.
    saygilar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here