Tutku-Passion

0
81

Askin ayak izlerini izleyen bir kasifin kitaya ilk ayak bastiginda karsilastigi duygunun adidir, bir baska ifadeyle gökyüzüne asik filozof için yildizlarin anlami, denize asik kadirgalarin dalgalarla bulustugunda çikardigi, denizcilerin bir benzerinin dünyanin hiçbir yerinde olmadigina yeminler ettigi sesler, yel degirmenlerinin ruhu rüzgar ve bulutlarin özü yagmur gibidir tutku…
Insan yüreginin derinliklerinde var olan en delice istegin, bedendeki yok olusun sihrine karistigi ve anin vuruslarinin gözlerin derinliklerinde kaybolmaya basladigi zaman, en uçtaki hücrelerden hissedilmeye baslanan derin, ten kadar bedensi, sevgi kadar yüce, en kutsal dokunuslar kadar sarsici istektir tutku…
O ana kadar tek basina, tek bir bedenle ve tek bir ruhla sürdürdügün yasamin, bosluklarini hissederek, bosluklarinin acilarini, karanliklarini duyarak yasadigin hayatin, anlarinin;
yasamdaki çeliskilerin varliginin farkina varilmasiyla, en azindan bir baska yasam olabilecegine iliskin ilk süphelerin var olmasiyla, bosluklarini hizla dolduran med dalgalari gibi yerini düslere birakmasiyla yavas yavas beliren duygudur tutku. Askin ve düslerin en siddetli ve ilk acimasiz duygusudur. Belki de yasamin vazgeçilmez yedi duygusunun en
tanrisal olanidir…
Bir firtinadir kalbin ortasinda baslayan ve giderek tüm bedene yayilan. Onsuz olamayacagini hissettigin ilk ani animsarsin, gece yarisidir, nedense bardagindaki çay sogumaktadir ve sana eskisi kadar tat vermemektedir. Bir sey olmustur, kendine buldugun mutluluklar gölgelenmistir sanki. Bir gece yarisi daha geçer, uzakta parlayan isiklar sana onu animsatir, eski sarkilara merak sarmissindir yeniden, isiklari kapatmak istersin, içinde hep olduguna inandigin huzur seni terk etmistir sanki. Bir parça daha yalnizsindir, kalabaliklar daha çok yalnizligi animsatmaktadir sana. Alevlerin bir ates parçasindan daha çok anlamlar tasidigina inanmaya hazirsindir, kalbinde daha güçlü kivilcimlar oldugunu ilk düsündügün anlardir.
Onsuz olamayacagini sürekli tekrarlamaya baslarsin, yasam ikiye ayrilmistir senin için, onunla geçirdigin anlar, onsuz geçen anlar. Anlamli olanlar ve yasamdan silebilecegin kadar anlamsiz olanlar. Onunla geçirdigin her an vazgeçilmez olmaya baslamistir, içinde ölümsüzlük atesleri yanmaya baslar. Sanki yasam bir tuvalin üzerindeki desenler gibidir ve o siyah ve beyaz gibi vazgeçilmez, yoklugu ölümcül bir renktir. Sanki ölümün sessizligi gibidir, firtinanin rüzgâri, denizin tuzlu mavisi, yaranin acisi gibidir yasamin içinde. onsuzluktan korkmaya basladigini hissedersin.
… gün dogarken, yüzünün hayallerinden siyrilan silueti derin bir tutku denizine dönüsür, askin vazgeçilmezi yerine gelmistir, artik sen bir tutkunsundur..

“Ben sana tutkunum “ dersin, safak sökmektedir az ötende…

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here