Üç Kadin… Üç Siir…

10
111

Siirlere teslimim , her söze zihnimden uydurdugum notalar aklimi alirken sebepsiz gülümseyislerim duvara çarpiyor. Duvarda bitmis asklarin lekesi , yarim yamalak desenlerde issiz bir yüregin çigligi ve siirleri kadehe doldurup içtigim soguk aksamlar…Yürek çoktan cenazelerini kaldirmis olmamis asklarin ve ayrilik zahir bir burukluk verirken kurgulanmis siirlere kiziyorum…Ölümle uyanan sairler kitap aralarindan tebessüm ediyor…Edith Piafin sesinde Kabil’ den Paris’e uzanirken yudumluyorum siiri…

“sen ulu çinarlar ortasinda, sevdali serçeleri
pencerenin gün isigina çagirirdin
gece yinelendiginde
gece bitmediginde sen
ulu çinarlar ortasinda, sevdali serçeleri
pencerenin gün isigina çagirirdin. “ ( 1 )

Penceremde gülümsüyor bir kadin…Farsça nasil gülümsenir ögreniyorum. Tebrizde aksamüstü oluyorum, Tahrana uzanan yolda ilik bir yagmur saçlarimi oksuyor…Sevmeyi unuttugum günleri ziyan ederken geceye düsen esmer gölgesini düslüyorum yasamin ve her gece yinelenirken , sevdali serçeleri çagirsin istiyorum…

Ellerimi gözlerimden alamiyorum bazi zamanlarda…Neyin mahcubiyeti yakama yapismis? Kirpiklerimde buz tutan bu gözyasi hangi mevsimden çikagelmis bilmiyorum…”Umudumu yitirsem aklim gibi “ diyorum…Susmak kabullenmektir diyor yüregim…Susuyorum herseyi kabul etmek adina ve alin yazimda bir sehir daha karanliga gömülüyor kalemin izlerinde…Genç yasta ölüyor siir , utaniyorum…Bir sair daha araliyor dudaklarimi ve kipirtisinda salinan siir…

“Çok uzaga düstüm. Bulutlar çiçek açiyor
Mavi ve esrarli yildizlarin yüzünde
Kilisenin içinde, azizler hep mavi olacak,
Soguk siralarin üstünde hassas ayaklari üzerinde yüzerekten
Elleri ve yüzleri kutsalliklan katilasmis.
Ay bunlarin hiçbirisini görmüyor. “ ( 2 )

Seviyorum seni adi intihar kokan kadin. Bayan Lazarus susuyor köse basinda siirlerin “ölmek sanattir hersey gibi” senden ögrendim daha otuzuma gelmeden üstelik. Dönmekde sanatmidir Sylvia!!! hadi uyan ve konus benimle diyorum kitabin arasinda kalan hayata…Özledigin zamanlarda hasretin koynundayken dönmek sanatmidir söyle ? Tepeden tirnaga üsürken üstelik araliksiz bir yagmur hasretini saçlarindan süzüyorken… Ah Sylvia ah intihar kokanim , ölemiyorum ben gözlerim kederin koynunda uyurken , ellerimi unutmusken yitirlmis askin kanatlarinda.

Ölemiyorum…Ölemiyorum…Dönmekmi? Ben adi sanat olan hiçbir seyden anlamiyorum ve cüzzamli sözcüklerim yetmiyor estetik cümleler kurmaya.

Yollara armagan edilmis sevdalarim var benim ey Zühre , ey çoban yildizi , rehberim…Kaval çaldigim gecelerde mektuplarimi sevistirdigim türkülerim var gamzesinde küskün kuslarin yuva yaptigi. Ilgaz kadar basim dumanli bulutlar alnimda uyuyor…Rüyami sorguluyorum neye çikar , nereye düser yolum bilmiyorum , rüyamda Akdeniz oluyorum , Ilgazda çoban, Zühre’ye agit yakan kaval…

“Simdi’si yitik
bundan yaziyor
yaziyor enine boyuna
içini ve disini ve yeri
ve gögü ve suyu,
bindigi kadirga
o inince batiyor “ ( 3 )

Rüyamda dilsiz bir dervis oluyorum hirka niyetine kaldirim taslarini giyiniyorum ve savruk sehir telasinda adi unutulmus sokakta sanci doguruyorum. Ezberimde gidemedigim evler ve sakalim mavi gözlü bir eskiyanin gülümsemesi gibi bakiyor gögsüme. Gögsümde hançer , bulutlara yükseliyorum…Öncem yok , yarinim yok , simdi’m yitik Marmaranin üzerinden süzülüyorum hiçligimle lacivert neden aglar ögreniyorum. Kiz kulesinde bir öglen vakti sigarami içip Üsküdar kokulu vapurda asik olmayi düslüyorum , içimde Bizanstan kalma antik bir hüzün ve tüm kirleri sonradan ezan sesiyle yikanmis sevda oluyorum..Ümraniyede gecekonduda üsüyen Istanbul hayali kadar yalniz oldugumu bilsemde rüyalarimin sevincine bel bagliyorum…

Yasamanin agirligini genzimde hissetsemde odamin duvarlarini seviyorum. Solgun gecelerde gözlerimi yumdugum yastigim aglamama sahit oldukça üsüyor biliyorum . Soluk aldigimi bilmesi yetiyor odamin tavanina , tavanda hep bugulanan bir gençlik üzerine pasli dokunuslarla yazilmis siirler …Canim aciyor…Sözlerim kaniyor…Ölecek kadar güzel siirler yazamadigimdan ölemiyorum…

Tahranda araba sesleri , çiglik çigliga bir siir tükeniyor otuzikinci misrasinda üstelik…Farsça ölmek nedir anliyorum , boynum bükük….

Gizlerimi döküyor simdi tüm satirlar uysal kelimeler dolanmiyor hiç bakisimda , sirça fanusta depresif hallerdeyim…Otuz siir ardimdan agit yakti…

Marmara lacivert…Lacivert Marmara…Uyansana….Korkuyorum Kiziltopraktan ve altinci kattan asagi bakamiyorum hiç…Yirmidokuz sair agliyor gökyüzünde…

Ey, iki adimlik yerküre senin bütün arka bahçelerini gördüm ben! ( 4 )
Yirmisekizinci yazimi yaziyorum … Anliyormusunuz ?

(1) Furug Ferruhzad “Ben Senden Ölürdüm” siiri… Iranli sair otuziki yasinda trafik kazasinda öldü….

(2) Sylvia Plath “ Ay ve porsuk agaci” siiri… Sirça fanus’un yazari , gizdökümcü siirleriyle taninmis , otuz yasinda intihar etti…

(3) Nilgün Marmara “Gökkusagindan Daragaci “ siiri… Yirmidokuz yasinda Kiziltoprakta 6. kattan atlayarak intihar etti…

(4) Nilgün Marmara “ Düsü Ne Biliyorum “ siiri…Nilgün = Lacivert (Farsça kökenli)……

Serdar Keskin

10 YORUMLAR

  1. "Ölecek kadar güzel siirler yazamadigimdan ölemiyorum… "

    ustam müsaade edin size ölümünüz için el- fatiha okurken, sizin gibi ölebilmek olsun ettigim dualarin içinde…

  2. tevazu ne güzel ilaçtir hastalikli yüreklere… ki bir hastalikta görünmezken cümlelerde… mevkiyi belirleyen duygulardir, yürektir.

    varlik, var olanla yücedir… hosluk ve sevgi pusulamiz olsun can:)

  3. ne iyi dedin bak

    hastalikli bir yürek bendeki

    zaten saglam olsa yürek nasil yazar kalem…

    hosluk ve sevgi pusulamiz olsun ..

    olsun be can hep olsun…

    ben Istanbula kadar gidip gelecem

    ben gelene kadar buralar size emanet

    Serkani üzmeyin

    yaramazlik yapmayin :)))

    dükkanin caminada cumaya gittim gelecem mi yazsam acaba :))

  4. " Yürek çoktan cenazelerini kaldirmis olmamis asklarin ve ayrilik zahir bir burukluk verirken kurgulanmis siirlere kiziyorum…"

    ne hos söylemis.

    cumaya gittim kazalarida kilicam yaz bence.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here