Uzmanlasma Ve Insanligin Degisimi – Jared Diamond – Tüfek, Mikrop Ve Çelik – Bereketli Hilal

18
403

Çocuklugumuzda bir bilgisayar oyunu vardi. Adi “ Age of empires “. Oyunda amacimiz taaa ilk çaglardan yönetmeye basladigimiz bir ülkeyi ortaçagin feodal beylikleri dönemine kadar tasiyarak düsmanlarimizi alt etmek. Bu oyunu kazanmak için öncelikle gerekli teknolojik gelismleri saglamak ve asker sayimizi çogaltmak gerekiyordu. Bunlari gerçeklestirmek için isçilerimizin yardimiyla odun, yiyecek, altin ve tas stoklarimizi kullaniyorduk. Sahsen belki de ilk defa iktisatla tanistigim platform buydu. Sistemli bir sekilde, çesitli uzmanlik alanlarina göre ayrilmis insanlarin çalismalari sonucu ortak bi amacin ve bir dengenin olusmasinin hayatimda ete kemige bürünmüs ilk örnegi.

Daha sonralari üniversite yillarimda Amerikali Profesör Jared Diamondin yazdigi “ Tüfek, Mikrop ve Çelik ” adli kitap, aslinda hayatimizda ekonomik kararlarin etkilerinin taaa ilk çaglara kadar uzandigi konusunda bende süphe yaratmisti. Bu kitapta Jared Diamond, Yeni Ginede yillarca yasadiktan sonra, Yeni Gineli Yali adindaki bir arkadasinin ” Siz beyaz adamin bu kadar çok kargosu (mal, zenginlik) varken biz Yeni Ginelilerin neden bu kadar az var? ” sorusuna cevap ariyor. Diamond, temelinde tüm insanlarin esit ve benzer özelliklere sahip oldugunu ve hiç kimsenin özellikle de genetik anlamda digerine üstün olmadigini iddia ediyor, zira ona göre dünyanin her yerinde çaliskan, akilli, yaratici, becerikli vb. insanlar bulmak mümkün. Sahsen ben de bu konuda Profesör Diamond ile ayni düsünüyordum ama o halde neden dünyada ülkelerin refahlari arasinda bu kadar fark var ? Neden bazi ülkeler ressamlar, sairler, bilim adamlari çikarirken digerleri daha az oranda çikariyor veya o ülkelerin insanlari neden gelismis ülkelere göç etme geregi duyuyor? Neden eski Misirlilar piramitleri yapti da baska bir millet yapamadi? Bu sorularin cevabini söz konusu kitap söyle vermekte :

Bundan yaklasik 13 bin yil önce, buzul devri sona ermis ve artik dünya daha yasanilir bir hal almisti. Insanlar genel olarak gruplar halinde dolasiyor ve kendilerine yiyecekler ariyorlardi. Bunlardan en önemlilerinden bazilari, avcilik ve toplayicilikti. Avcilik çok fazla sabir gerektiren, tehlikeli ve her zaman basariyla sonuçlanamayan, zahmetli bir isti. Avcilik sirasinda öldürülmek de bir ihtimaldi. Bir grup insanin beslenmesi için yeterli kaloriyi saglayabilecek kadar da yiyecek üretimi bu yöntemle çok da kolay olmuyordu. Bunun yaninda toplayicilik, avciliga oranla daha fazla yiyecek ve daha fazla kalori üretilebilecek, daha güvenli ve hayvanlarin göç mevsimi zamani yasanan sik yer degistirmelere tabi olmayan bir yiyecek üretim sistemiydi. Gene de, toplayicilikla bile çok sayida nüfus beslemek mümkün degildi. Bundan yaklasik 12 bin 500 yil önce ise, dünya aniden küresel bir soguma ve kuraklasma tehlikesi ile karsi karsiya kaldi ve artik toplamak için yeterli bitki ve avlamak için yeterli hayvan kalmamisti.  Iste bu yüzden artik bir baska yiyecek yetistirme yöntemi ortaya çikmisti. Tarimin gelismesi belki de insanlik tarihindeki en önemli degisimlerden biri olmustu. Bu konuda ise en sansli insanlar, orta dogu olarak bildigimiz cografyada, Lübnan, Suriye, Irak, Türkiyenin Güneydogusu ve Mezopotamyayi kapsayan ve ekvatora dogru bakan bir hilal seklinde oldugu için ” Bereketli Hilal olarak bilinen cografyada yasayan insanlardi. Bu cografya, bugday ve çavdar gibi en besleyici tahillarin ve at, deve, inek, keçi, koyun gibi büyük memeli hayvanlarin ana vataniydi.

Bütün bunlar sayesinde artik bu bölgenin insanlari bir vites büyütecek duruma gelebilmislerdi. Artik av hayvanlarinin pesinden diyar diyar gezmek zorunda degillerdi, kendi yiyeceklerini kendileri yetistiriyor, inek, keçi, koyun gibi hayvanlardan et ve süt sayesinde protein alabiliyorlar, bu hayvanlarin yünleriyle zorlu kis sartlariyla basa çikabiliyor ve at ve öküz gibi hayvanlarin kas gücü sayesinde topraklarini isleyebiliyorlar ve sanayi devrimi öncesi teknolojinin ulastigi en yukari noktalardan birine ulasabiliyorlardi. Bu sayede artik klasik iktisat akiminin (Adam Smith) sürekli önemini vurguladigi uzmanlasmanin önü açilmisti. Artik daha fazla bos zaman, daha fazla yiyecek sahibi olan köyler, kendilerini hem daha rahat savunabiliyor hem de degisik yeteneklere sahip bir çok bireye ev sahipligi yapabiliyorlardi. Bu sayede artik yaraticiliklari sayesinde ortaya çikan insanlari görmekteyiz. Örnegin bu devirde atesi kullanarak kireç tasindan badana malzemesi, bazi tas ve metal aletleri ve tahillari saklamak için ambarlar icat edildi. Insanlik tarihini degistiren astronomi, matematik gibi bilimlerin temeli gene bu cografyada yazinin icadindan da faydalanarak ortaya çikmistir. Bu, uzmanlasmanin belki de ilk örnegiydi. Dünyanin geri kalaninda insanlar çok daha zorlu sartlar altinda yasarken elbette uzmanlasmaya gitmelerini beklemek gerçekçi degildi. Bu yüzden bu cografyanin nimetlerinin yarattigi iktisadi refah, kaynak dagilimini daha iyi hale getirdi ve insanlar ilgi alanlari çerçevesinde uzmanlasmaya giderek hayatin akisini degistirdiler.

Aslinda bugün de bunun bir çok örnegini görmekteyiz. Bugün dünya ticaretinde genel olarak her ülke daha ucuza ve verimli ürettigi mallari satip karsiliginda baska mallari talep ediyor.

 denen bu bölgeden tüm dünyaya yayilan hayvanlar ve bitkiler sayesinde ise dünyada hem genel anlamda bir uzmanlasma hem de bazi degis tokuslar sayesinde insanlik ilerlemeye basladi. Misirin hiyeroglif yazisi veya mimarlik harikasi piramitleri, tarimin yarattigi refah olmadan toplayici avci bir toplumda asla ortaya çikamazdi. Bir çok icat asla uzmanlasma olmadan ortaya çikamaz ve degisik yetenekteki insanlar bir sekilde uzmanliklari dogrultusunda degisime gitmeden ( bir nevi ticaret, degis tokus) ilerleyemezlerdi.

 

Tipki yazinin basinda bahsettigim ”  Age of empires  ” oyunu gibi, burada da belli bir kaynak birikimi sonucunda bazi alanlarda ilerlendigini söyleyebiliriz. Nasil ki o oyunda belli oranda yiyecek ve altina sahip oldugumuzda bazi gelismelerin yapilmasini saglayabiliyorsak burada da buna benzer bir durumdan bahsedebiliriz.

Özetlemek gerekirse, “ Yasamsal Iktisat ” yazisinda bahsettigim insanlarin fayda ve maliyet ayarlamalarinin yaninda, uzmanlasmaya bagli degis tokus olmadan da ilerlemek mümkün degildi. Yani iktisadi kurallardan bir tanesi de burada karsimiza çikmaktadir diye düsünüyorum. Son olarak sunun altini çizmek istiyorum. Iktisat kelimesinin genel olarak soguk ve materyalist bulundugunun farkindayim ancak ben burada sadece bir düsünce sisteminden bahsederek bunun aslnda hayatin önemli bir kismini olusturdugunu ve bunun para, hisse senedi, tahvil vb. seylerden öte oldugunu düsünüyorum.

18 YORUMLAR

  1. Alt paragrafta neredeyse günah çikartmissiniz Kemal:) Bir önceki yazi "Yasamsal Iktisat" düsünmeye odakli son derece güzel kaleme alinmisti. Evet, evet en azindan ben kendi adima bunu söyleyebilirim.

    Üstteki yazi da bir önceki yaziya iliskin doyurucu detaylar içeren, bilgi odakli, arastirmaya müsait bir yazi olmus. "Bereketli Hilal" ibaresinin ortadoguya has bir model oldugunu simdi yaziyi okudugumda ögrendim. Ögrenmeyi seven, bilgiye asik biri olarak tesekkürler size:) Burada bu tip yazilarin çogalmasi dilegimle 🙂

  2. toplum bilimi ve uygarlik tarihi sinavimin 40 puanlik sorusuydu tüfek, mikrop ve çelik kitabinin ana temasi nedir ?

    ared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik ya da özgün adiyla Guns, Germs, and Steel kitabinda, tarihin seyrini, dört önemli faktörün belirledigini söylüyor.

    1.Potansiyel tahillar ve ehlilestirilebilen hayvanlarin ulasilabilirligi
    2.Tarimin yayilmasina yön veren kita ekseninin yerlesimi
    3.Kitalar arasinda bilginin transferi
    4.Nüfus büyüklügü
    Bu nedenle yazar, dünyadaki tüm toplumlar arasindaki farkliliklarin cografya ile açiklanabilecegini iddia eder…

    bu da benden olsun … ( 40 tam puan almistim bu bilgiyle =))) )

  3. toplum bilimi ve uygarlik tarihi sinavimin 40 puanlik sorusuydu tüfek, mikrop ve çelik kitabinin ana temasi nedir ?

    ared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik ya da özgün adiyla Guns, Germs, and Steel kitabinda, tarihin seyrini, dört önemli faktörün belirledigini söylüyor.

    1.Potansiyel tahillar ve ehlilestirilebilen hayvanlarin ulasilabilirligi
    2.Tarimin yayilmasina yön veren kita ekseninin yerlesimi
    3.Kitalar arasinda bilginin transferi
    4.Nüfus büyüklügü
    Bu nedenle yazar, dünyadaki tüm toplumlar arasindaki farkliliklarin cografya ile açiklanabilecegini iddia eder…

    bu da benden olsun … ( 40 tam puan almistim bu bilgiyle =))) )

  4. kemal bey sizde bir paul krugman hayranligi var bunu seziyorum =))

    bilgi sahibi oldugum ve alanimla ilgili yazilar okumak müthis keyif veriyor bana, iyikii bu siteye geldiniz… paylasimlarinizin devam etmesi dilegiyle =))

  5. Kitabi internet üzerinden arastirip buldum, tübitak yayinlarindan çikmis yanilmiyorsam, içeriginde bilimsel verilerle doldurulmus ilgimi cezbeden bilgiler var. Bir kitap sever olarak çok mutlandim:) Ilgilenen okuyucularin dikkatine!

  6. herkese selamlar yeniden 🙂

    Sevgili Ayse Hanim (delisey) adiniz Ayse galiba yanlissa düzeltin lütfen 🙂 Evet kitap tübitak yayinlarinin sanirim 2000 basimi ama daha sonra yeni baskisi da çikti galiba emin degilim. Aslinda günah çikarmak degil de, bunun bir bakis açisi olarak algilanmasini istedim çünkü önceki yazimda çikar dünyasi iste, zaten paradan baska neyin önemi var falan gibi yorumlar görünce demek istedigimi tam aktaramadigimi düsündüm. Oysa para pulla ilgili çok az sey dedigimi düsünüyorum simdiye kadar.

    Bu yazilari yazmamdaki amaç su aslinda, benim Levent Bey'in (zetthdark) yazisina yazdigim yorumlarin altinda da buna benzer bir düsünce tarzi var. Öncelikle sizlerle nasil düsündügümü ve daha sonra neden öyle düsündügümü paylasmak istiyorum ama bunun altinda çikar pesinde kosmak ya da menfaatçi olmak gibi birsey yok iktisat kelimesinin öcü gelmemesini diliyorum sadece.

    Son olarak Serkan Bey acaba siz mi onayliyorsunuz yazilari yayinlanmadan önce ? Sirf meraktan soruyorum görseller güzel olmus elinize saglik.

  7. Ismim Ayse evet, lakin delisey yeterli Kemal Bey:)

    Günah çikartmak uygun olmadi sanirim hemen geri aliyorum:) "iktisat" kelimecigini anlatmaya izah etmeye gösterdiginiz yogun çabaya masum, birazda mizahi bir yorumdu sadece. Benden yana bir sikinti yok yazilarinizla alakali, keyif alarak yenilerini gözlüyorum ayrica bilginize…

  8. Ismim Ayse evet, lakin delisey yeterli Kemal Bey:)

    Günah çikartmak uygun olmadi sanirim hemen geri aliyorum:) "iktisat" kelimecigini anlatmaya izah etmeye gösterdiginiz yogun çabaya masum, birazda mizahi bir yorumdu sadece. Benden yana bir sikinti yok yazilarinizla alakali, keyif alarak okuyor yenilerini gözlüyorum ayrica bilginize…

  9. memnun oldum Ayse Hanim 🙂 peki bundan sonra gene delisey derim ama genel olarak insanlar isimleriyle hitap edilmesinden hoslaniyor diye öyle dedim.

    birsey soracagim burada link vermemizin ya da birseyler paylasmamizin sakincasi var mi ? hani reklama falan girip de ceza falan almak gibi bir durum söz konusu mu eger öyleyse ilginizi çekecegini düsündügüm birsey paylasacagim…

  10. 1. Evet yazilari onaylayanlardan biri benim (yogunluklu olarak)
    2. Hayir kimse ceza almaz Renklidergi'de. Müsterih olun. Kimse de bangir bangir reklam yapmaz. Yapmaz degil mi? =) Yapan olmadi hiç. Hatta siz kendi sitenizi, begendiginiz siteyi duyurun diye imza bölümü yaptik. Ki her yorum altinda görünebilsin.
    Örnek: Ben, delisey… (yorumun altindaki italik yazi…)
    3. Link verebilirsiniz, lakin yorum pencerelerinde düz yazi olarak çikiyor. HTML kodlarina izin yok anlayacaginiz.

    Söz konusu bilgi, birikim, deneyim paylasimi oldugunda istediginiz baglantiyi istediginiz sekilde paylasabilirisiniz.

    Tükkan (a'lari ince okuyun, daha hos oluyor…) sizin anlayacaginiz…

    Sevgiyle…

  11. sevgili @delisey askolsun o kadar link verdim, tiklamadin mi yoksa? Tiklasaydin Google abiye sormana gerek kalmazdi. 😛 =)

    Eksi sözlük de bayagi bi açiklama var hakkinda.

  12. Günaydiiin:)

    Ya hayir, linklere de tikladim tabi kaçar mi benden:) (göz kirpma ikonu buraya)

    ben gugildan kitabin içerigi disinda bizzat kisa bir özetine ulastim onu diyom yauu:))

  13. O halde günah benden gitti 🙂

    video google'a girerseniz " guns germs steel " yazdiginizda kitabin belgeselini bulabilirsiniz birisi yüklemis zamaninda belgeseli izleyip kitabi okumak daha iyi olabilir bence…

  14. bir gün hasrettin hoca almis sazini eline onun hep bir perdesine vururmis ona ne yapiyorsun hocam demisler oda ben saz çaliyorum demis onlara.

    onlarda her saz çalan perdeleri degistirirken sen ise hep ayni perdeye vuruyorsun bu böyle olmali demisler hocaya.

    hocamizda onlar benim tuttugum perdeyi ariyorlar onun için onlar hep öyle yapiyorlar demis onlara.

    yani ne dersek diyelim hepimiz insani olan haklarimizin pesinden kosusup duruyoruz taaki onu buluncaya ve onu alincaya kadar hep koçacagiz demektir iste hocamiz saziylada bunu bize böylede anlatmaya çalistigini anliyoruz artik derrim r.ç.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here