Vira Yazmak

5
99
Günün birinde ormanda yangin çikmis, havada fazla rüzgar yokmus, yangin hizla yayilmayacak, sönüp gidecekken les yiyici akbaba ve kargalar kanat çirparak yangini körüklemeye baslamislar, yarali ve güçsüz olanlar kaçmaya çalisirken geri kalan hayvanlar da söndürmeye ugrasiyorlarmis. Bir tarafta yangini körükleyen les yiyiciler, bir yanda yangini söndürmeye çalisan hayvanlar. Bir agacin dalinda da aylak saksagan durup olan biteni seyrediyormus. O sirada altindan geçen karincayi görmüs. Karinca sirtinda bir yaprak ve yaprakta bir damla su yangina dogru gidiyormus. “Hey karinca, senin bu tasidigin su damlacigi ile yangini söndürecegini düsünecek kadar sapsal oldugunu bilmiyordum.”demis. aylak saksagan. Bunu duyan karinca hiç istifini bozmadan yoluna devam ederken cevap vermis “Ey aylak saksagan ben de biliyorum sönmeyecegini ama en azindan tarafim belli.”
Yazmak, sesini duyurmak, taraf olusturmak konusu geçtikçe bu fabl aklima gelir hemen. Umutsuzluga kapildigim da olur bazen. Hatta küstügüm de… Ama düsünmeden edemiyorum. O zaman da yapacak tek sey kaliyor: Yazmak! Mahalledeki çöp konteynerinin üzerine kullanma kilavuzu yazmak gibi kalsa da yine de yazmak. Kim okur, üzerinde kim düsünür, kim takar, kim takmaz diye takilmadan yazmak.
Peki yaziyor muyuz? Birakin yazmayi düsünmüyoruz bile. Her seyi kendi siradanligi içinde öyle bir kabul edisimiz var ki insanin bu kayitsizliga inanasi gelmiyor. Eski atasözlerini dogrularcasina bencil ve çikarci yaklasimslarla ortak degerlerimizi tükete tükete sona yaklasiyoruz. Oysa aksayan her neyse belirlememiz, üzerinde düsünmemiz, tartisip elestirmemiz gerekmez mi? Bunlari paylasmanin yolu yazmaktan geçmez mi?
Ülkemiz okullarinin tümünde, ilkögretimin birinci sinifindan lisenin son sinifina kadar programlarda yazili anlatim dersi vardir. Dogrusunu söylemek gerekirse hemen hiç islenmez. Zaman zaman, özellikle sinavlarda, suinu yazin, bunu anlatin demekten öteye de geçmez. Oysa tam anlamiyla bir düsünme dersidir. Bu nedenle de “Kalem yazma araci olmaktan çok düsünme aracidir.”derler. Kalemden çikan sözler, sahibine yazilanin dogru olup olmadigini hemen fisildar. Dogrunun yolunu yanlislar gösterir ilkesiyle yazmaya alismak; okudugunu anlama, anladigi üzerinde düsünme, düsündügünü de yazma sürecini izlemek, elestiri bilinci kazanabilmek bakimindan en etkin yoldur.
Ünlü yazarlarla, gazetecilerle yapilan söylesi ve röportajlarda okumussunuzdur. Birçogu, edebiyat ögretmenleri ile aralarinda geçen konusmalardan, ilk yazdiklari yazilarin aldigi olumlu elestirilerden söz açar. Kendi birikimlerinin olusmasinda okul gazeteciliginin, dergiciliginin de önemine isaret ederler. Yazarak vardiklari noktaya nasil geldiklerini heyecanla paylasirlar.
O halde ne duruyoruz, vira yazmaya… 

5 YORUMLAR

  1. evet yazmak kendini bazen iyi hissetmenin bazen söyleyemediklerini kalem ve kagit ile paylasimi üzüntünün, sevincinin sessiz taniklaridir kalem ve kagit.

    ama bir yazi bu tarz yerlere indiyse okunsun diye yorumlarla konuyu irdeleyip tartisabilmeli ki yazinin manasi derinlessin.

  2. Yazarak içindekilerden kurtulan biri olarak yazinizi çok begendim.Çogu görüsünüze katiliyorum…
    Yazmanin en sevdigim yönüde , konusurken sözünüz kesebilirler ama kalemi elinize aldiniz mi kimse önünüzde duramaz içinizdekileri kagida döküveririsiniz….

  3. adamin biri bir suç islemis ondan agir bir ceza almis.

    kadi efendine bu cezayi ona neden verdigi katibine yazdiriyormus ve suçlarini siraliyormus bunlari duyan suçlu heyacana gelmis oda söyle demis

    yaz kadi efendi yaz, bok isim bok demis.

    yani bizim islerde bu suçlunun bir benzeri desek yeri var yani

    yazin arkadaslar yazin diyorum bende… r..ç.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here