Vurdumduymaz, saygisiz, umarsiz, bir toplum olma yolunda emin adimlarla ilerliyoruz!

2
13

Ne oluyor bize kuzum?

Lütfen birileri bana söylesin yahu. Bu kadar mi saygisiz olduk birbirimize karsi? Bu kadar mi umarsiz? Ve bu kadar da kayitsiz?
Yazik… Yazik… Yazik…

Efendim, yazdan kalma güne biraz geç baslamistim. Malum sezon sonu gelmis çatmis, isler sakinlemis.

bavulE memur kentinde yasamiyoruz ki, bilakis turizm diyarindayiz. Yazin son demlerini, son is günlerini yasarken isi biraz rahatindan almanin bi mahsuru yok degil mi?

Poyrazli geçen gecenin ardindan, enfes bir lacivert – mavi kirmasi, bir süt liman deniz manzarasi esliginde otobüse biniyorum duraktan, ki pek lazim olmaz otobüs sahsima. Imkanlarimin arasinda sirket vesaiti de bulunmakta çünkü…

Tislayarak önümde duran bu otobüsün küçügü, midibüsün büyügü araca ativerdim kendimi, lakin usulca. Akabinde de saliverdim vücudumu üçüncü siradan 3. tekil sahisli koltuguna. An itibari ile bir yandan günes yüzümü isitirken, etrafimi seyrederken buluveriyorum kendimi umarsiz…

Iki durak sonra bir zat-i muhterem biniyor otobüse. Elinde tüy siklet bir bavul, kendisi ugurlayan kisiye selam ederek ön koltuga oturuyor.

Evet biliyorum hersey buraya kadar oldukça normal, ama resimler ayni fikirde degil gördügünüz üzere.

bavulHanimefendi hazretleri, elindeki hafif siklet bavulu bir çirpida yolun ortasina birakiveriyor. Ayni anda da bir kraliçe edasi ile öyle bir oturusu vardi ki sormayin. Akabinde basini disari çevirmesi ve etrafi seyre dalar bir havaya girmesi de bir oldu.
Öyle ki sanki birisi;

– Hanfendi, valizinizi yolun ortasindan alabilir misiniz acaba?

diyecek de keyfi ya da rahati kaçiverecekmis gibi…

Içimden;

– Bos bulunmustur, alir simdi… Yorgundur belki de…

diye geçirdim, inanin. Ama nerde… Hadi onu da geçtim, ne soför ne de bir adem evladi bir sey demedi, diyemedi ya da umursamadi.

Bir an kizdim, darlandim.Tam birisinin yapmasi gereken ikazi yapacakken, çantamdaki fotograf kamerasi aklima geldi. Hemen davrandim, bu arada diger duraga gelmistik bile. Kaderin cilvesine bakin ki, üç yolce peydah oluverdi kapida.

– Hah iste!

dedim. Simdi birisi, söylenmesi gereken sözlerle; bir çirpida, nefes almaksizin dolduruverecek zamanin o anini, olmasi gerektigi gibi ayni…

bavulAma nerde mirim, nerdeee! Birakin ne yolcular; ki kendileri o an valizin üzerinden atlayarak otobüse binmek zorunda kalanlardir; ne de soför agzini açip bir tek kelam etmedi, edemedi…

Yani sizin anlayacaginiz bir insan evladi da kalkip, kendini bilmeyen, yaptigi ile toplum hayatina umarsizca saldiran, bundan zerre rahatsizlik duymayan bu bayana bir çift laf etmedi.

Bu piskin bayan da inecegi duraga geldikten sonra yine çok normal bir sey yapiyormus edasi ile ön kapidan iniverdi sekerek.

Pek tabi ki, normal insanlar gibi, insan gibi arka kapidan inmesini beklemek, abesle istigal etmekten gayri bir düsünceden öteye gidemezdi.

Son söz:

Belki kiminizin dikkatini cezbetmistir; bayandan çok otobüs sakinlerine sitem ettigimi, kizdigimi…

Efendim, eger ki biz sesimizi çikarmazsak, hakkimizi aramazsak, yanlisa DUR demezsek; iste karsilasacagimiz manzara yukarida fotograflarda…

Lafi geldiginde of-puf, yana yakila yakindigimiz sehir magandalari, iste böyle bir bayan, bir çocuk, bir genç olarak karsimiza çikacaktir.

Biz sesimizi çikarmadigimiz sürece de sayilari artacaktir, buna emin olun… 

2 YORUMLAR

  1. Gerçekten güzel bir yazi olmus sevgili BatoR. Yaziyi okuyunca su ünlü hikaye geldi aklima sizlerlede paylasayim dedim. Çogunuz biliyorsunuzdur gerçi:

    "Öykümüz HERKES, BIRISI, HIÇKIMSE ve HERHANGIBIRI adinda 4 kisi ile ilgilidir.

    Yapilmasi gereken önemli bir is vardi ve HERKES BIRISININ o isi yapacagindan emindi. HERHANGIBIRI o isi yapabilirdi ama HIÇKIMSE yapmadi. BIRISI buna çok kizdi. Çünkü bu HERKES in isi idi.

    HERKES, HERHANGIBIRI’nin o isi yapabilecegini düsündü. Fakat HIÇKIMSE, HERKES’in o isi yapmadigini farketmedi. HERHANGIBIRI’nin yapabilecegi o isi HIÇKIMSE yapmayinca HERKES, BIRISINI suçladi."

    Ne yazik ki toplumumuz ve bahsettigin konuda ve benzeri konularda gerçekten duyarsiz. Bazen düsünüyorum acaba diyorum baska toplumlarda da su türden atasözleri, deyimler v.s. bulunmakta midir? "Gemisini yürüten kaptan!", "Köprüyü geçene kadar ayiya dayi diyeceksin!", "Birak bu isleri, memleketi sen mi kurtaracaksin!", "Bana dokunmayan yilan bin yil yasasin!". Bu anlayis, son bir kaç yilin degil belki on yillarin belki de yüz yillarin getirdigi, sekillendirdigi bir anlayis. Bunu kirmak mümkün mü? Zor olmakla beraber elbette ki mümkün…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here