Ya Leyl

0
69
Seni kaybettim. Hükümsüzdür! 

Son seferine egildigim hayatin eylemsizlik duraginda son yolcuyum. Anlasilmaz agrilarin kekremsi çürümüslügünde kayboluslarimi sessizligimle itiraf ediyorum. Kahkahasi kaliyor dudaklarimda arinmaz saklanislarin. Kimligimi örtbas ederken kül sözcükler, tasinmaz uçurumlari sariyorum gözlerimin ferine. Yeniden aglasin diye kantarda agir gelen öfkeli aksamlarim. 
Nara abaniyor ruhsatsiz bakislarim. El uzakligin tenimin her milimetrekaresini sizlatiyor. Gözlerimi kefenliyorum hasretine bir ayipsiz kan vakti, yakinina ilistiriliyorum dolunaydan sürgün gecenin. Biliyor musun, sanrilarin yasak adimlarla yaklasirken uykuna, ünlemi süngülenmis siir oluyor sana yüzüm. Hadi güller yakildi har için, sen niye çarmihta düssün sizofren güncene? Bugün çok agladim; kirpigin mi tutustu yoksa ya leyl? 
Çok sey degildir cümleler, sey’in çoklugudur sendeki: Varligin önde öleni… Evveli hayat/siz, sonrasi zaman/siz vurgulari yutkunan caddelerden gelen sesteki delilik ugultusuna saplaniyor saçlarin. Aciya selam duruyorum sölensel geçislerde. Geçissel sölenlerde, topraga yüz çevir/me/mek için ezberimde tutmuyorum gökyüzünün seyrinde kanayan turna yalnizligini. Ya leyl! Ört üstümü çigliklarin sende kalan kalabaligiyla. Aklanmamis cürümleri aldatirken havada kalan cümleler, fesadi daglanmamis öyküleri yik saçlarima. Sakaklarimdan akan kirli düsleri yikamiyor bu yagmur… 
Uygun adim ölmeyi dayatirken ihbarlara gönüllü kentler, anonim acilari Türkçeye çeviremiyor ask. Oysa ben hep askin ana dilince susuyorum hafakanlarimi. Terkisinde verem hayati tasiyan bir faizli yalnizligin bedelini ödüyorum benligime intiharin avlusunda. Sadedine gelemiyorum tuvalime yakismayan ‘o’ sirret ve karamsar resmin. Burada yagmurlar tuzlu ve sen eksik bu çogul sarkilarda. Sustur uygunsuz notalari yanlis sayfalara sol anahtarsiz düsen sarkilari. Içim dökülüyor sensizligime. Içim sensizligimden sökülüyor. Kan tadina bürünüyor kalbimin perde arkasi aglayislari. Hangi seni çikarsam benden sadelesir ölüm ya leyl? 
Ten hummali haykirislari uzun metrajli ah’larda iliklerime ilikliyorum. Zulamda delilik gömlegi. Kendi sessizliginde yok olmak isteyen ask teneffüslerinde kalbime batiriyorum bütün uçurumlari. Kanirtarak yalnizligin atese sigmayan cürmünü, akrebin intiharini nefesimde gizliyorum. Gizleniyorum her kaybedisin arkasini çogaltan sese. Yangin kavminin dönüsleri memnu gelmelerinin küllerine bastiriyorum avuç içimi. Kaniyor bu yara leyl, sen boyundan ask boyuna kadar; sayma beni kendine. Bin yillik hicranin yazgisinda yatiya kalan içimden, dökerek ardina yigildigimiz Istanbul türkülerini sesinden, çik. Bir tek saç teline kurban gitmeye derman yok dizlerimde. 
Tavafina geç kalmisim sehla gözlerinin. Seni bagislayamam ne kendine ne kendime. Arafinda kalsin sesimce kirilan yalvarislar. Seni ask bagislasin. 
Giz’imde gizlenislerin yakiyor nefesimi. Boynumu uzatiyorum senli çaresizliklere, dudaginsiz. Isyana ve aska bagimli yasamsizlikta ölürcesine delirebilme arzusu çigniyor aklimin satirlarini. Giz’im adindan asagi karanliklara yuvarlaniyor tepetaklak. Sonu ‘eyvah’a çikan her agrida eskiyen yanlarimi aska sebep kalislarina ekliyorum. Ovup duruyorum gögsüme gömdügün aciyi, geceyi inletmesin titreyislerim diye. Ah, Azrail pesime düstü kalbim. Hadi durul da bizde ölelim cinnetin cennetinde. Gördün mü kalbim, yine kaldin sen bana. 
Bedenime üflenirken ruhum ismiyle var oldugum! Kanirta kanirta sevdigim! Zaman durmusken sende, bir adim atilmiyor sen’in disina. Çildirmadan ölemiyorum ‘sen’ siirimde. Nokta. Sen. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here