Yasanamayan Öyküler

3
88

Denizin kiyisinda gezen insan geçmisini özler birden. Geçmisle ilgili yazi yazacagim içi böyle gireyim istedim yaziya 🙂 Annesinin terligini, çayini daha rahat içebilmesi için döktügü soguk suyu, tahtadan çocugu, camdan pabuçlari, bir türlü uyanamayan güzelleri, beyaz atlilari… Sahi.. Ne de çok severdik onlari… 🙂

Hele bayram günleri bir baskadir öyle degil mi? Babamizin bayram namazindan çikmasini pencerenin önünde dört gözle beklerdik. Ve bayramda giymek için özenle seçtigimiz, begenerek aldigimiz, sanki kâinatin en güzel çocuguymusuz gibi hissettigimiz, baskasinin kiyafeti daha fazla hosumuza gittiginde hayal kirikligina ugradigimiz kiyafetlerimizi kahvaltidan önce giymek için annemizle bayram bayram kavga ederdik belki de… Sobanin üstünde kizarttigimiz o mis gibi çitir çitir ekmekleri bir türlü paylasamadigimiz için çatal savasi yapardik kardeslerimizle… Bayramin basladigini gösteren o toplari görebil

mek için camin önünde birbirimizin üstüne çikardik… Harçliklarimiz esit degilse, hele ki öbürününki daha fazlaysa baslardi hemen kiskançlik krizleri…

Gidip de büyüklerin elini öpmekten ne haz alirdik anlamiyorum ama o an farkinda olmasak bile içimize huzur dolardi… Tatlilari bir baskaydi bayramlarin… Bir de üstüne san fistigi tozu serpilirse baklavalara tadina doyum olmazdi dogrusu…

Aksama kadar çok yorulurduk… Tabii, kapimiza bayramimizi kutlamaya daha dogrusu seker toplamaya gelen çocuklarin peslerine takilirsak olacagi bu yorgunlukla eve döndügümüzde ‘hadi simdi bize misafir gelsin.’ diye diye daliverirdik hemen aksamlara…

Bayramlari bayram yapan bunlar olsa gerek…

Söyle böyle degil, çok etkilenirdik masallarsan… Bir dilegimiz olunca perileri bulmaya çalisirdik belki de… Tahtadan çocugun hikâyesine aldanip da her dogruyu söylemedigimizde aynaya söyle bir göz ucuyla bakardik…

Hazir masallardan söz etmisken; hemen uyumamiz gerektigi için ninelerimizin, annelerimizin o gelisigüzel, uyumadigimiz takdirde gerçek olacak olan o kötü kilikli masal kahramanlarini bir köseye firlatip da tozlanmaya birakmak olmaz…

Annelerin “Zorla güzellik olmaz!” sözüne pek inanmadiklarini düsünmeye baslamistim…  Çünkü bizi zorla uyutma çabasina giriyorlardi… Orduya yeni girmis bir asker kadar saskin oldugumu hatirlasam da az çok tahmin edebiliyorum…

Simdi o masallari duyamaz; merakli, bir o kadar da telasli bayramlari göremez olduk…

Söylesenize! Bu sene kaç küçük çocuk Pinokyo’yu taniyor? Belki de bir yönüyle hayatin gerçeklerini anlatan ninelerinin masallarini dinliyor…

Hadi… Çekinmeyin ne olur… Söyleyin bana… Simdi her sey bu kadar iyiyken neden eski tatli telaslarimizi yitiriyoruz?

Susmayin artik… Anlatin bana… Güçlerimiz artarken nasil oluyor da önceki degerlerimiz eksilebiliyor?

Evet… Yazabilmistim bunlari… Bayramlari bayram yapan demistim… Havasi, kokusu, telasi, nesesi, ekmek kizartmasi… Oysa bugünkü bayramlarin sadece adi bayram… Masallar demistim…

Onlar mutlu sonra bitmedi bu sefer…

Iste su an saat gece yarisini vurdu…

Balkabaklari çürüdü, periler yok oldu…

Atlar vuruldu, prensler geri dönmedi…

Prensesler bir daha hiç uyanmadi…

Tahtadan çocuk hiçbir zaman gerçek olmadi…

Ve geriye bir tek umut kirintisi olan cam pabuçlar kaldi…

Ey bu masallari tanimayan boylari ufak kalan çocuklar:

Su kahramanlarin çigliklari ugruyor mu semtinize?

Ve Dipnot: Veya o cam pabuçlar herkesin ayaginda

… Ya birileri tökezliyor ya da henüz yürümeyi bilmiyor… Bu ve bunun gibi olaylarin gün isigina çikmasi için döktüm kelimelerimi…

Saygilar…

B.Ç.

3 YORUMLAR

  1. Nasil da nickin kadar pamuk, yaziya döktügün gibi duygularini seker olmus:)) Hey gidi günler heyy diyesi geliyor insanin sanki üzerinden asirlar geçmiscesine….Oysaki henüz geçen kisa bir süre…Ve bu kisa süredeki degisim insani nasil da özlemlere gark ediyor degil mi? Kendimizi sorgulamamiz gereken durumlar oldugunu gösteriyor bu yazi…Hadi bakalim kolay gelsin…

    Pamuk seker tesekkürler…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here