Yaziyor Olabilmek…

11
334

Yazmak, yazar olmak, kendin olmak, baskalari olmak… Bazen çok olmak ve bazen hiç olmak… Çogu kez olamamak… Biraz olmak, çokça olmak… Yalniz olmak, yarim olmak, bütün olmak… Tamlanmak!

Iyinin düsmani olup, en iyiye ulasmak… Hep kosmak, arada bir yürümek ama hiç durmamak…

Sonsuzda yankilanmak hedefi ise kisinin, kisitli zamanlardan mükemmele ulasmayi, ölümlü olmaya gebe olani ölümsüzlestirmeye olan çabasi, bu ugurda yürünen yolda ayagina takilan her tasa selam verip dost meclisleri kurmasi olagan islerdendir… Azim, sabir ve bitmek bilmeyen günler geceler boyu hayatla cebellesmek gerektirir. Çogu kez savas meydanini andiran bir tabloda gökyüzü olur, kimi zaman savasin kumandani çogu kez savasan kan döken yorgun savasçi… Zor ve çileli istir laf sanatini kitaplastirmak, düsünce çikmazindan romanlar, hikâyeler yapitlastirmak… Sanat eserleri nazlidir, kirilgandir. Sevmek gerek anlamak gerek dillerinden… Edebi utangaçlikla karsilasiriz çogu zaman, yazamaz, yazmayi bilmez olarak nitelendirir kendini kisi. “Bir türlü dökemiyorum yaziya düsüncemi anlatamiyorum der içimdekileri”… Ben artik katilmiyorum bu söyleme. Hem sevip hem naz yapan kizlara benzetiyorum bu tavri. Yazmak istegi yazabilmenin tam da yarisi bence…

Her düsünceye degil ama her duyguya saygili olmayi ögrenmelidir yazan insan. Tarafli, yanli, takintili düsünceler, yazanin mezara girdigi andir, ölümsüzlesme çabasinin aksine. Insan ve yasam birlikteligi en önemli unsurdur yazan için… Insan karakterleri ve çesitliligi, insanin yasadigi degisik ortamlar, renkli düsünceler, farkli uslar yazarin saglikli besinleridir. Sadece dili iyi kullanabilmek, grameri iyi bilmek, yazma konusunda yetenekli olmak yeterli degil gibi.

Eger bir fikri tartismaya açacaksa; konunun temel düsüncesini alt konu basliklariyla sade bir dille aktarmali yazan kisi. Bir yazida fikre katilimin ve ya katilmamanin bilgi ve bilgisizlikten kaynaklandigini bilmeli. Sunmak istedigini arastirmali, okumadan, egitim almadan kendi özelliklerini bilmeden ve toplumun yapisini dikkate almadan yazilan her yazi bosa atilmis bir kursundur, öldürmeyi hedefleyenler için. Mutlak fikir yelpazesinin sagladigi çesitlilikten feiz almali, lakin savundugu, söyledigi kendi durusu, kendi görüsü olmali. Kendinden katmadan yogrulan hamurdan yapilan ekmek ne yiyene lezzetli ne satana bereketlidir…

Iç döküp kusacaksa; yazarak rahatlayacaksa ki; bu çalakalem yazilar, rahatlamanin en mükemmel ilaçlarindan biridir (kendimden çokça sahidim). Önce kendileri olmalidirlar zira baska türlü rahatlama olasilik disi. Teninin en mahrem yerlerine dokunmalidir beyninle, yazan kusan kisi. Döküp saçmalidir içinde bulanani, bulandirani… Dil bilgisi, cümle düsmesi gözetmeksizin… Duayenim Virginia WOOLF “ Her gün her konuda, akliniza ne geliyorsa yazin. Kendinize ayirdiginiz bir zaman araliginda kusun. Yapin bunu… “ der. Sanirim bunu deneyenler katilacaktir, kurallar olmadan yazabilmek ne de güzel bir rahatlama sanatidir…

Duygulardan dem vuracaksa; öyle ince bir kesisme yasanir ki çogu zaman, ne kendini dünyanin merkezi haline getirmelidir nede bu merkezden tamamen kurtulmalidir bu konuda yazan. Kendini de ihmal etmeden konunun disina çikmadan, her düsünce ve fikre odaklanmalidir. Bazen Taksim’in arka sokaklarinda bir fahisenin sigarasindan bir içim çekerken, bazen Sultan Ahmet Camisinden Ayasofya’yi seyretmeli, kimi zaman oradan yola çikip Diyarbakir da bir yatak odasinda kivrilip uyumali, kimi zaman bir üniversite kantininde tost yiyip çay içerken Aristo’yu tartismali üç bes ögrenciyle… Her türden insan ve hayati tanimalidir yazan, en ücra kösedeki kirintiyi bulmali, söylenmeyeni söylemeli, söylenmisi irdelemeli… Yasamda her sey olmali yazan, gözlemi iyi yapmali, duygudaslik kurmali, her agriyi bulmali, her duyguya dokunmali. Kisaca yazan her kimlik, her düsünce, her durum, her haldir, her ortamdir çogu kez…

… Ve bir degil, sayisiz hikâyeleri, düsleri olmalidir yazanin cebinde, yildizlar kadar çok ve pirildak. Sen kendini hangisinde daha iyi hissedebiliyorsan onu seçmelisin, zira her yazanin ulasabilecegi bir yürek her daim mevcuttur… Yeter ki yolu sevgiden geçsin…

Sevgiler Ayse’den…

 

11 YORUMLAR

  1. :))) benim de bilmedigim çok sey var… her gün güne basliyorum ve ne kadar az bildigimi fark ediyorum:))

    "acaba bir gün bende yazabilecek miyim dersin….:S "

    ben bisi diyemem, bunu ancak sen dersin:P

  2. ümid ediyorum o zaman. bilgi ve yasanmisliklar la yogrulup kulak memesi kivamina geldigim zaman, bu yaziya tekrar bir yorum yapacagim =) çok çok seneler sonra da olsa

  3. günaydin delisey…..(bu saatte günün aydinligi kalmadi ama =))

    haksislik degil deliseyim, yada kendini övdürmek için planlanmis bir strateji hiç degil, bilginin sonsuzlugunda kendimi bir çare hissediyorum….

    yasadiklarimi baskalarinin yazilarinda buluyorum, benim ne yasadigimi bilmeden beni anlatiyorlar bende onlara hayran oluyorum. bundan ibaret iste. hayranlik hiç bilinmeyen bir sevgi ve ögrenmek isteidgin bütün bilgilerin, hayatini kolaylastirmak adina sana yön verecek sirlarin o kisilerde sakli oladuguna inaniyorum….

    yoksa kendimide seviyorum…..

  4. kesinlikle elsicigim:)

    duygular insanin üzerine öyle bir abaniyor ki çok defa; sadece kelimeleri cümlelerle birlestirip, küçücük beyaz bir alan açabiliyorsun kendine yazarak…

    bunun tadina varinca da dökülüyorsun o beyaz, saf, el degmemis alana… ve bütünlesiveriyorsun o beyaz alandaki duygu ustalariyla…

    "delisey imzasi" bak bu da hostu:) tesekküreler yürege..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here