Yolun sonuna Dogru – Dilim Varmiyor Anlatmaya, Yazmak Istedim…

6
86

Çirkin yapilarin birbirine geçip, dip dibe olusturdugu, kenar mahallelerin birlesmesinden olusan, basit bir semtte oturuyorum. Istemedigim insanlarla, hoslanmadigim bir hayati paylasmak zorunda kaliyorum. Ve bu hayattan, kendime ait küçük ama anlam yüklü zamanlar çaliyorum. Çaliyorum?
Kendi özgürlügünde hayattan zaman çalmak ne garip bir cümle… Duyuyorum… 🙂

Bir kaç hedef belirledim bu karmasik düzende. Ne kadar isime yarar bilmiyorum. Yine de kilitlendigim hedefime var gücümle savasarak ilerlemeye çabaliyorum. Savas kelimesini sevmememe ragmen, bu cümleyi anlatabilecek en uygun kelime bu sanirim…

Belki de hayatla cebellesmek mi demeliyim?

Bir takim insanlardan farkli düsündügüm için, onlar tarafindan hep yargilanmaya mahkum ediliyorum. Oysa ki; ben kimseyi yargilamiyorum…

Aman Tanrim!!

Bu öyle can sikici bir durum ki… Neyse…

Semayla, böyle can sikici bir zaman diliminde tanismistik. Her ikimizin de can sikintilari bizi birbirimize yakinlastirmis olacak ki; çok iyi anlasmistik ve kisa zamanda dost olmustuk. Hayattan bir beklentisinin olmadigini ve yasam sebebi bulamadigini söylemesi en çok dikkatimi çeken seydi. Bakislarinda, bir tutam yasama sevinci görememek beni ona dogru itiyor, iç dünyasini merak ediyordum. Hayati sevmedigini söyleyip duruyordu. Neden sevmedigini sordugumda, sadece “bilmiyorum” cevabi beni çok tatmin etmese de, fazlaca yorgun düstügünü hissetmistim yasamin olumsuz getirilerinden. Tipki benim gibi… Bana benzer ne çok yönü vardi…

Düsünceleri baska, yasadigi hayat bambaskaydi. Her an bu yasantisina son verebilecegini, bunun planlarini yaptigini anlatir durur, bende içim sizlayarak ve endiseyle onu dinlerdim. Su an hatirladikça bu konusmalari, içimin nasil sizladigini tarif etmem imkansiz, hatta öyle zor ki…

Kimsenin düsünce ve planlarina saygisizlik etmemek adina ki bu olumsuz bir eylem olsa bile, onu bu düsüncelerinden vazgeçirmek adina ne yapmam gerek diye epeyce çaba sarf ettim o günlerde… Bir baskasinin seçim hakkina müdahale etmek ne kadar dogruydu?  Hayati hakkin da verdigi karari yargilamak hiç hos bir davranis degildi benim bakis açima göre… Lakin, diger taraftan da, yasamin sürprizlerle dolu oldugunu ve her an büyük, küçük degisimlerle, yasamin keyfine varilabilecegi ihtimalini düsünüyor, bunu Sema’ya da hissettirmek istiyordum. Umut ediyordum… Umut etmesini istiyordum… Kendimden geriye kalan umut kirintilarini birileri yok etmeden ona perçinlemeye çabaliyordum…  Içimden gelen buydu ve en dogru bildigim de buydu…

Günlerce, aklimin bir kösesinde onun hayatina son verme fikri ve benim onu bu fikrinden vazgeçirme direnisim, geçip giden zaman birbirimizi daha iyi anlamamiz ve yakinlasmamiz… Bir gün zaten ölecegimizi bilerek yasamamizin, hayatin anlamini azaltmamasini, hatta o günü mümkün oldugunca ileriye tasimanin yasama karsi bir sorumluluk oldugunu, bir gün bu hastalikli düsüncelerimize gülecegimizi ve birlikte sarap kadehlerimizi “yasama” diye havaya kaldirip içecegimizi anlatmamin bir faydasi oldu ki; Sema artik eskisi kadar umutsuz görünmüyordu. Yinede rahatsiz oldugum konu gözlerinde umudu hiç yakaliyamiyor olusumdu. Ama son günlerde daha neseli görünmesi ve ileriye yönelik planlarini anlattikça bana, açikçasi umutlaniyordum.

O günü hiç unutamam… Hatirladikça yüregimde dayanilmasi zor acilar peydah olur. Birlikte vakit geçirmek, sohbet etmek istedigini söylemisti. Isten izin alip randevulastigimiz yere vardigimda, karsimda son derece mutlu, giyim tarzi eskiye oranla daha kadinca bir Semayla karsilastim.

         “Seni bu gün Galata Kulesine götürecegim. Itiraz istemem. Orada kahve içip Istanbul’a tepeden bakacagiz. 360 derece Istanbulu seyredecegiz birlikte…”

         Tamamdir” diyebildim. Nerden gelmisti aklina ki bu. Yoksa, yoksa “Galata Kulesini çok merak ediyorum. Oradan Istanbul nasil görünüyordur acaba” diye bir cümle kurmustum sohbet arasinda. Bu aklinda kalmis olabilir miydi?

O gün sadece birbirimize baktik pek konusmadik. Genelde sohbetlerimiz uzar, bir konudan digerine nasil geçtigimizi fark edemezdik. O gün öyle olmadi. Sustuk…Konusamadik nedense…Içimde garip bir tedirginlik vardi. Lakin Sema çok mutlu görünüyordu. Vedalasirken her zamanki gibi simsiki sarildik birbirimize. Gözleri piril pirildi ilk kez… Her sey yolunda görünüyordu.

Basarmistik!!!

Sabaha karsi aldigim telefondaki haberden sonra uzunca bir süre kendime gelemedim… Bu aciya nasil dayanacaktim?

Daha 27 yasindaydi…

Sadece 27…

6 YORUMLAR

  1. Bu yazida normalinden farkli olarak sondan okumaya basladim. SEbebini bilmiyorum ama bu sekilde okumak beni yaziya daha çok bagladi gerçekten ani kötü olsada anlatim biçimi etkileyici . ellerine saglik

  2. bile, bile yitirmenin, ona yardimci olamamanin agir çaresizligi insani yikar, dümdüz eder bir ruh kayivermis ellerinin arasindan acina katiliyorum.

Tamu için bir cevap yazın İptal

Please enter your comment!
Please enter your name here