Zahmin

3
212

 

Bu aciya bu kadar siir fazla…

Askin esref saati… Kanimi yalayip içime biriken suskularin hayalet cümleleriyle konusmaktayim. Yitirerek susan ve kiyasiya tükenen sensin. Belki de sesimin ucundaki kundaklanmis ceset bundan. Ucumu kaybediyorum gözlerimin önünde git gide; aski bir daha yitirmek adina. ‘O’ sehrin bogazima ilistirdigi ünlemleri yutkunarak saklaniyorum senden. Sense kaçtigim sehirlerin griligini teneffüsleniyorsun. Bensizligin gözlerinin içine kendini yoklastirircasina bakarak, benden yüzleri soru isaretli anlamlar türetiyorsun. Tirnak diplerinde affedilmez yanilgilarin külleri…

Pismanligin önce Istanbul’dan basliyor seni cümlesizlestirmeye. Ne kadar da cesaretli yalnizliklarin… Beni yalnizligina terk ederek gidiyorsun, senin yalnizin olacagimi bile bile. Bakismalar arasi korunaksiz bir kimsesizlik aramizda gelgitlenen deniz. Ey zahmin! Sensizlik sana niye benzemiyor? Terk-i kalbe süslenemeyisim aykiriliga utangaçligindan mi? Zamanin varsa sensizlige, gel.

Usanilasi hayatlara baskaligi naçarlastiran sanci yüklü duruslar ilikliyorum. Solugun cigerimde durakliyor. Aklimda içime savrulan saçlarinin kiyameti… Saklanislarim kendime sobe ancak biliyorum. Sana bakarak eskittim yüzümü, söyle simdi hangi acinin agrili kahkahasizligina çikar yüzüm? Kim çevirecek beni kaldigim yerden? Ey zahmin! Aglamak yüz kizartici bir suç askin yirtilip durdugu satir aralarinda. Peki, cümle sonlari sensizligin kör bakislarina çikan yazginin alfabesinde ölmekte mi suç? Selam olsun daglar gibi hasretine. Kalbime giyiyorum aski delilik gömlegi diye zahmin. 

Yüzümüzün akinin geceye yakistigi gibi yakisiyorduk aska. Gözlerim içine emanetti. Ayni cümlenin içinde aciya haykiran sessiz harflerdik, kursagimizda kaldi dipnotsuz hikâyemiz. Yüzün dünden kalan bir ani mi olacak kederime? Gittin, bari bunu sarkilara söyleme ve beni bekleme, gelemem. Yoklugunla avunmaktayim. Ey zahmin! Sefaatin kalbin dilegince aglayan aska olsun.

Yakin bir agrisin. Uzak duruyorsun aska yakinligima. Ben sana hayata devrik düsmeyen düsler büyütüyorum kefenimin iç cebinde. Aramizdan körkütük asik sarkilar geçiyor, sen görmüyorsun. Sana dokundukça islenen gözlerim cana bela bakismalari yükleniyor. Ama ayriliktan gayri her seye küsüyor, sigaranin dumanindan sakaklarima savrulan efkâr. Saçlarim boyu uzuyor hayatsizligima çarpan çehrenin beyazindan yayilan hüzün. Ellerinin az ötesinden kirik nakaratlar yuvarlaniyor gülüsüme. Bu acinilmayasi aciya kahir dolu sarkilarin notalari çok agir degil mi zahmin? Kaldir aska cevaz tasimayan yanginlari kalbin üstünden ve sus sükût, içimden ask geçiyor. Ah kalbim, düs içimden. Ayriligin ayak seslerini duyuyorum, bende sana yer kalmadi. Topla kendini kalbim! Miracina vurulduk askin.

‘Dur gitme’li aglayislar yanaklarima yuvalanirken, bana yetisemeyen askin karanligini yokluyor çifte minareli camilerin gögü. Saçlarim degiyor islakligina, esriyor martilarin gözlerinde kanayan çigliklar. Uzun uzadiya gögsümü deliyor hasretin. Çigneyip geçiyor vapur soguklari beynimin narkoza yatan Istanbul suskunlugunu. Kuslar, asin beni kirpigimden bulutlara ne olur. Kin tutuyor yarami çogullastiran mahkûmun tel örgülü yakasindan. Eskiye çalan firtinali bir lanetin ugultusuna öykünüyor dilim: ‘’Dile verdin ya hatirimi, bozdur bozdur harca’’.

Kan kaybi az geliyor efkâri tütün molali ask zayiatina. Yarinim dünden heder. Sana siir yazmak gelmiyor içimden, içim sana siir degil mi zaten? Nefesin uzanir mi yine kimliksiz kalmis kirpigime, yakmak için arkasina tufan yigilan gözevimi? Bir sigara yakip cigerimi küllemeliyim hüznüme karsi. Yatirip seni dizlerime, uyutmaliyim yoklugunu bir kanama boyu. Sende eg basini rüzgâr, kalakalma yazilanin koynunda ipislak.

Ey zahmin! Ötesi sen, berisi ask… Nasil çikarim bu yalnizligin içinden? Ben sehadet ederim ki, gözlerin ölümden güzel.

 

3 YORUMLAR

  1. nasil güçlü bir kalemdir , nasil renkli bir anlatim biçimidir bu. bu yazi favorilerimin demirbasi olur gibi geliyor bana. gerçekten çok basarili bir anlatim yani buna benzer bir kitap olsa elimde hiç durmaksizsizin bir seferde okurdum sanirim.hatta elime kalemimi alir altini bile çizerdim bir kaç cümlenin.

    "ne kadar da cesaretli yanlizliklarin…"

    "sebsizlik sana niye benze miyor?"

    "…ve sus sükut.Içimden ask geçiyor."

    "kuslar asin beni kirpiklerimden bulutlara ne olur."

    "sana siir yazmak gelmiyor içimden,içim sana siir degil mi zaten?"

    bunlar gibi birçoklari war bu yazida iyiki paylasmisinbayildimmm

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here